etiketler

astral seyahat, hayaletler,paranormal videolar, parapsikoloji, projeksiyon, PSİKOMETRİ, psisik, psişik,fantastik kadın resimleri, ruhlar, Telepati"

siteekle

18 Ocak 2009 Pazar

Duru görü

DURUGÖRÜ NEDİR?
En basit tanımıyla Durugörü: Beş duyunun dışında, eşya­ları, olayları ve düşünceleri algılama ve görmedir. Ruhsal görü adı da verilen bu yetenek, Duyular Dışı Algılamalar içinde üzerinde en fazla araştırma yapılan yeteneklerimizden biridir.
Beş duyu organlarımızdan biri olan gözler, bu algılamada fonksiyon görmezler. İki kaşın arasında; gözler genellikle ka­palıyken ya da her hangi bir objeye konsantre edildiği bir sıra­da adeta televizyon ekranında bir film seyredercesine, bir ta­kım şekillerin görülmesidir. Bu yeteneği gelişmiş kişilere du­rugörü medyomu adı verilir.
Başlıca 3 farklı durugörü çeşidi vardır:

1- Basit Durugörü:
Herhangi bir anlam ve mesaj taşımayan bir takım imajlarin görülmesidir. Çoğunlukla gözler kapalıyken beliren bir takım imajlardan oluşur. Durugörünün ilk aşamasıdır. İnsanlarin belli bir bölümünde bu yetenek kendiliğinden işler du­rumdadır. Ve bu oran hiç de küçümsenemeyecek boyutlar­dadır... Bu seviyede bir durugörüye sahip olan kişiler, gözlerini kapadıklarında istedikleri imajları rahatlıkla görebilirler. Bu i-majlar ya kendi isteklerine bağlı olarak görülür, ya da bir takım imajlar otomatik olarak gelip geçer.
2- Mekan İçinde Durugörü:
Uzakta meydana gelen olayları ya da yerlerin algılanması ve görülmesidir. Normal olarak görülmesi mümkün olmayan uzaktaki bir yerin veya kapalı, saklı olan şeylerin görülerek tariflerinin yapılabilmesi bu seviyeli bir durugörü yeteneğinde mümkündür.
3- Zaman içinde Durugörü:
Geçmiş ya da gelecekten bilgi veren kahinlerin kullandık­ları yetenektir. Durugörünün en gelişmiş safhasıdır. Durugörü-nün bu safhasında görülen imajlar geçmiş bir zaman diliminde meydana gelmiş olan bazı olaylarla ilgili olabileceği gibi gele­cekte ortaya çıkacak olan bazı olaylarla ilgili de olabilir. Bura­da da adeta bir film seyredermişcesine olaylar izlenebilir. Bu derece gelişmiş bir durugörü yeteneğine sahip olan kişilerin sayısı bir hayli azdır. Çok ender olarak görülür.
KENDİNİZİ TEST EDİNİZ
Gözler kapalıyken istenen bir imajın gözönünde can­landırılması durugörü yeteneğinin temelidir. Öncelikle böyle bir yeteneğinizin kısmen de olsa sizde işler durumda olup ol­madığınızı kontrol edin:
Gözlerinizi kapatın... 10 - 15 saniye bekleyin... Ve gözünüzün önünden geçen imajlar olup olmadığına dikkatedin... İmajlar kendiliğinden gelip geçiyorlar mı? İstediğiniz herhangi bir imajı zihin ekranınızda canlandırabiliyor musunuz? Yoksa hiç bir şey gözünüzün önünden geçmiyor ve her yer simsiyah mı görünüyor?
Gözleriniz kapalıyken her taraf simsiyah görünüyorsa du­rugörü yeteneğinizin tamamen işlemez durumda olduğunu söyleyebiliriz. Bir takım renkler hatta imajlar gelip geçiyorsa durugörü yeteneğiniz size göz kırpıyor demektir. Eğer iste­diğiniz imajları kolaylıkla zihin ekranınızda canlandırarak onu adeta televizyon ekranından seyredermişcesine canlı olarak görebiliyorsanız durugörü yeteneğinizin su üstüne çıkmaya başladığını söyleyebiliriz. (Basit durugörü)
Gözlerinizi kapattığınızda bir takım yerler , insanlar ve o-laylar görüyorsanız bunların herhangi bir anlam taşıyıp taşı­madığını kontrol ediniz. Örneğin gözlerinizi kapattığnnzda bir arkadaşınızı ders çalışırken gördüyseniz; hemen onu arayarak gerçekten de o anda ders çalışıp çalışmadığını öğrenin. Ayrın-lılara dikkat edin. O anda ders çalışmıyorsa daha önce çalışmış olabilir. Eğer böyle bir durum varsa arkadaşınızı ders çalışırken gördüğünüz ayrıntıların gerçek olup olmadığını araştırın. Ders çalıştığı masanın rengi, masasının üzerindeki eşyalar, odasının şekli vs...
Belki de birkaç dakika sonra ders çalışmayı planlıyor da o-labilir...
Bütün bu ayrıntılar sizdeki durugörü yeteneğinizin duru­mu hakkında bir bilgi verir. Tabii tek bir denemeyle karar ver­meyin. Belki başka bir zamanda daha farklı görüntüler de ala­bilirsiniz. Böylelikle basit durugörü mü, mekan içinde du-nıgörü mü, yoksa zaman içinde durugörü yeteneğine mi sahip olduğunuzu anlayabilirsiniz.

GÖZÖNÜNDE CANLANDIRMA
Şimdi biz sıfırdan başlayarak, sizde durugörü yeteneğinin hiç ortaya çıkmadığını varsayarak, en temel pratik durugörü çalışmalarıyla konumuza devam ediyoruz... Gözler kapalıyken istenen bir imajın gözönünde canlandırılması durugörü yeteneğinin temelidir demiştik... İşte ilk alıştırmamız da buna yönelik olacak...
Aşağıdaki egzersiz, gözönünde canlandırma becerinizi geliştirmede size yardımcı olacaktır.
3 adet siyah fon kağıdı alın. Beyaz bir kağıdın üzerine daire ve ortasına bir nokta, artı ve tepesi yukarıya gelecek tarz­da bir üçgen çizin ve bunları keserek her birini ayrı ayrı siyah fon kağıtlarınızın tam ortalarına yapıştırın. Şekillerinizin eni ve boyu 10 cm olmalıdır.
Hazırladığınız fon kağıtlarınızdan birini alın ve karşısına geçip oturun. 2 dakika süre ile gözlerinizi siyah fon üzerindeki beyaz şeklinize odaklayın... Sonra gözlerinizi kapatın... Neler olduğunu hissedin. Gözlerinizi ilk kapattığınız an şeklin hala gözünüzün önünde bulunduğunu fakat belli bir süre sonra yavaş yavaş kaybolmaya başladığını farkedeceksiniz. Ya­pacağınız egzersizlerle bunun süresini uzatmaya çalışın. Ken­dinizi kasmadan tam tersine serbest ve rahat bırakarak bu çalışmaları her gün sürdürün...
Böylece her geçen gün gözde canlandırma yeteneğinizin hızla gelişmeye başladığına şahit olacaksınız...
İMAJİNASYON VE DURUGÖRÜ
Durugörü yeteneğinin temeli imajinasyona dayanır. Peki o halde imajinasyon nedir? Önce bunu biraz açalım, daha sonra da ileri durugörü tekniklerine geçelim...
İmajinasyon, ruhsal enerjinin en belirleyici özelliklerinden ve yeteneklerinden biridir. Bazı araştırmacılar imajinasyonu ruhta şekillendirme olarak tarif etmişlerdir. Düşüncenin bir enerji olduğu günümüzde artık net bir şekilde bilinmektedir. İşte her bir düşünce kalıbı, kendisine özgü bir enerji taşır. Böy­lelikle her bir düşünce bir enerji topunun üretilmesine sebebi­yet verir. Düşüncelerimizle biz farkında olmadan pekçok imaj­lar yani şekiller-görüntüler yaratırız. Konunun bu yönü üzerin­de araştırma yapan birçok parapsikolog, bu meseleyi "düşünce şekilleri" başlağı altında incelemişlerdir.
Toparlayacak olursak, kökeni ruhsal enerjiye dayanan tüm düşüncelerimiz çeşitli görüntülerin meydana getirilmesine se­bebiyet verir. Ancak ne var ki, bu görüntülerin frekansları çok yüksek titreşimli olduklarından normal gözle görünemezler. Ancak durugörü yeteneğine sahip kişiler tarafından görülebilen bu görüntülere imaj, bu görüntünün ortaya çık­masına sebebiyet veren mekanizmaya da imajinasyon denmek­tedir. İşte bu imaj ve imajinasyonla ilgili yapılabilecek en basit tanımdır.
Düşüncelerimizin nasıl şekillenebildiğine en iyi örnekler­den biri spatayomda meydana gelen olaylardır. Öte Alem'in yani spatyomun en belirleyici özelliklerinden biri, hepimizin bildiği gibi düşüncelerin anında şekillenmesidir. Bunun sebebi spatyomu oluşturan astral maddenin, fiziki maddeye oranla çok daha süptil yani yüksek titreşimli maddelerden inşa edilmiş olmasıdır.
Konumuz dışı olduğu için biz spatyomu bırakalım ve dünyaya dönelim...
Tüm yaşantımız boyunca çok çeşitli imajlar yayınlar ve dışarıdan da çok çeşitli imajlar alırız. Örneğin karşınızdaki bir kişi elmayı düşünürken, aslında onu imajine etmektedir. Yani onun şeklini zihninde canlandırmaktadır. Siz bunu iki farklı şekilde algılayabilirsiniz. Ya sezgisel olarak elma kelimesi zihninizde belirir, ya da elma kelimesi değil, elmanın görüntüsü zihninizde canlanır. Birincisine telepati, ikincisine ise du-rugörü adı verilir. Görüldüğü gibi telepati ile durugörü arasın­da hem büyük bir paralellik, hem de büyük bir fark bulunmak­tadır. Bu tanımdan ortaya çıkan önemli bir sonuç vardır. O da aslında tüm Duyular Dışı Algılamalarımız'ın temelinde imaji-nasyon gerçeğinin bulunmasıdır. Basitleştirerek özetleyelim...
Herhangi bir imaj çok farklı şekillerde algılanabilir... Örneğin:
Beş duyu organlarımızla algıladığımızda biz ona görme ya da duyma diyoruz... Yine aynı imaj sezgisel olarak algı­landığında telepati, gözlerimiz kapalı ya da bir objeye kon­santre olarak normal gözümüzün dışında ortaya çıkan görün­tülerle algıladığımızda durugörü, fiziksel kulaklarımızın haricinde bazı sesler duyarak algılıyorsak duruişiti, bir sarkaç ya da çatal çubuğun hareketleriyle algılıyorsak radyestezi, el­lerimizi herhangi bir nesneye dokundurarak o nesnenin başın­dan geçenleri hissedebiliyorsak psikometri ve yine herhangi bir imaj fiziksel nesneler üzerinde fiziki etkiler meydana ge­tiriyorsa biz ona telekinezi diyoruz...
Görüldüğü gibi ister fiziksel beş duyumuzla, isterse de beş duyumuzun ötesindeki yeteneklerimizle olsun, sonuçta tüm al­gılamalarımızın temelinde imajinasyonun bulunduğunu söyleyebiliriz...
Bu anlatılanların sadece teorik bilgilerden ibaret olmadığı, yapılan deneysel çalışmalarla da ortaya konulmuştur. İlk kez 1960'lı yıllarda gerçekleştirilen ve daha sonraki yıllar, dünyanın dört bir köşesindeki parapsikoloji laboratuvarında tekrarlanan deneylerde; imajinatif olarak şekillendirilen bir dü­şüncenin fotoğraf plağına geçirilebildiği ispatlanmıştır... Bu deneyler aynı zamanda ruhsal enerjinin maddeler üzerindeki etkisini göstermesi bakımından da önemlidir.
"Ruh ve Kainat" adlı kitabında Dr. Bedri Ruhselman İma-jinasyonla ilgili bilgileri bir araya getirirken, iradenin yani konsantrasyonun imajinasyon üzerindeki önemini şu cümleyle özetlemiştir:
"imajinasyon irade ile başlar ve irade ile biter... irade ise, herhangi bir canlı varlığın bir şeyi istemesidir."
İmajinasyonla ilgili buraya kadar yapmaya çalıştığımız tanımlardan da anlaşılacağı gibi, yaşamımızın her anı imaji­natif faaliyet içinde geçer... Uyurken bile rüyalarımızla yine i-majinatif faaliyetimiz devam eder...
Tüm varoluşumuz süresince çeşitli imajlar yayınlar ve çeşitli imajları alırız.
Yayınlanan İmajlar: Kendi şuurumuz ya da şuuraltımız­dan yayınlanan imajlardır.
Alınan İmajlar: Dışarıdan bize gelen imajlardır. Bunların ancak çok küçük bir kısmının farkında olabilmekteyiz. Ancak büyük bir çoğunu hiç farketmeyiz bile... Farkedebildiklerimiz çoğunlukla beş duyumuza çarpanlardan ibarettir. Farkında ola­madıklarımızın çoğu şuuraltımız tarafından algılanmaktadır. Ve yine bunların büyük bir bölümü şuuraltımıza büyük etkiler­de bulunurlar. Hatta kendimizin zannettiği birçok düşün­celerimizin oluşmasında bile büyük bir etkide bulunurlar.
KRİSTAL KÜRE VEYA KUM DİSKİ İLE VİZYON GÖRMEK
Durugörü çalışmalarının vazgeçilmez unsurlarından biri lıiç şüphesiz ki kristal kürelerdir... Çok eski çağlardan günü­müz parapsikoloji laboratuvarlarına kadar durugörü çalışmala­rında hep kristal küreler birinci sırayı almışlardır.
Kristal bir küreye sahipseniz, onu kullanmadığınız zaman­lar siyah bir kadifeye sararak kapalı bir kutu içinde ve karanlık bir yerde saklamanızı öneririz. Sizden başka hiç kimsenin o-


105



nunla çalışma yapmasına izin vermeyin. Ve hiç kimseyi ona dokundurtmayın. Bütün bu önlemler, sadece sizin tesirlerinizin onun üstüne sinmesini sağlamak içindir...
Kristal kürenin bu denli tercih edilmesinin nedeni, durugö-rü çalışmalarında çok güzel sonuç vermesinden dolayıdır. An­cak gerçek bir kristal kürenin maliyeti yüksek olduğu için o-nun yerine; kum diski, siyah ayna, içi su veya siyah mürekkep dolu bir kase, ortasında mat siyah boyayla boyanmış bir daire bulunan bir tabaka beyaz karton, camdan ya da plastikten ya­pılmış küreler, ve benzeri başka objeler de kullanılmaktadır. Hatta ellerinin baş parmağının tırnağını kullanan durugörü me-dyomları da vardır...
Kristal küreden sonra durugörü çalışmalarında kullanabi­leceğiniz en iyi objelerden biri kum diskidir. Siz de kendi kum diskinizi evinizde kendiniz yapabilirsiniz.
Kum diski yapmak için 17x17 cm kare ebadında, sağlam beyaz bir karton alın ve merkezinden 12cm çapında bir daire çizin. Dairenin içine bir tabaka yapıştırıcı sürün ve yapıştırıcı kurumadan üzerine ince deniz kumu serpin. Kuruduktan sonra kum diskiniz hazır demektir. Bazı araştırmacı ve deneyciler, kum diskinin hiç yansıma yapmamasından dolayı kristal küre­den bile daha fazla tercih etmektedirler.
Durugörü deneylerinizde hangi objeyi kullanırsanız kul­lanın, mutlaka hepsini siyah bir kadifenin üzerine koyarak çalışmalara başlayınız...
Çalışma Öncesi Hazırlık
İlk egzersizlerinize kum diskiyle başlayabilirsiniz. Bunun için önce kendinize bir kum diski yapın. Ve onu kimsenin u-laşamayacağı bir yerde saklayın...
Durugörü çalışmalarında arzu edilen başarıya ulaşmak
106

"DURUGÖRÜ"
için, uzun ve düzenli çalışmalar yapılması gerekir. Bu sabrı gösteremeyecekseniz hiç başlamayın... Unutmayın ki, kristal kürenizin ya da kum diskinizin başına oturur oturmaz geçmiş ya da gelecekten imajlar görmeye başlayamayacaksınız. Ve yine unutmamalısınız ki, bu adım adım ilerleyebileceğiniz hayli uzun bir süreçtir. Önce basit ve ne anlama geldiği belli olmayan bazı imajlar göreceksiniz...
Basit durugörü, mekan içinde durugörü ve zaman içinde durugörü adım adım ilerlenecek bir süreçtir. Bu sürecin hangi aşamasına kadar ilerleyebileceğinizi önceden belirleyebilmek mümkün değildir.
Bu uzun sürece kendinizi hazırlayın... Durugörü çalış­malarına başlamadan önce gevşeme çalışmalarını çok iyi yapa­biliyor olmanız şarttır.
Çalışmaya konsantrasyonunuzu arttırıcı yardımcı fonksi­yonlardan da yararlanabilirsiniz. Örneğin sadece çalışmalarınız sırasında kullanacağınız özel kokulu bir tütsü konsantrasyonu-nunuzu ve çalışmanızla ilgili zihinsel çağrışımları belli bir noktada tutubilmenize yardımcı bir etken olarak size olumlu katkılarda bulunabilir.
Çalışmalarınızdan önce ılık bir duş alın.
Çalışmalarınız sırasında mutlaka yeni yıkanmış temiz el­biseler giyin. Eğer mümkünse sadece bu çalışmanız sırasında giydiğiniz özel bir kıyafet de seçebilirsiniz.
Çalışmanızı eğer şartlarınız müsaitse hep aynı odada ve mutlaka yalnızken gerçekleştirin.
Çalışmalarınızı gün ışığının direk girdiği bir odada yap­mayınız. Geceleri çalışmanız daha iyidir. Odanızın ışığını ka­patın ve sadece mavi bir ışık, arkanızda olmak kaydıyla yanık tutulmalıdır. Çalışmalardaki başarınız arttıkça ışığı artırabilir­siniz.
Çalışma öncesi aşan yemekten kaçının.

107

İç sükunetinizi mutlaka sağlayın. Heyecanlanmadan, ken­dinizi hiç bir şekilde zorlamadan, kayıtsızca çalışmaya başla­mak için kendinizi zihnen hazırlayın.
Evet... Artık hazırsınız...
Pratik Uygulamalara Giriş
Objenizi, altında siyah bir kadife olmak kaydıyla masanızın üzerine koyun. Rahat oturacağınız bir sandalye ya da koltuk alın ve objenizin karşısına geçip oturun.
Daha önce yattığınız yerden gevşemeye alışmıştınız ancak şimdi oturduğunuz yerden derin gevşemeye geçmeyi başar­malısınız. Bunu birkaç denemeden sonra rahatlıkla yapa­bilirsiniz.
Derin gevşemeye geçin. Gevşeme halini sağladıktan sonra yavaş yavaş gözlerinizi açın. Hiç hareket etmeyin... Objenize bakmaya başlayın... Sadece ona bakın... Gevşeme hali içinde kayıtsızca bakın ona... Gevşeme haline geçebilmek için nefes alma egzersizlerini yapmıştınız ancak şimdi gözleriniz açık gevşeme halinde bulunduğunuz bu yeni duruma kendinizi uyumlandırmanız gerekmektedir.
Diyaframınızı kullanarak ciğerlerinizin tamamıyla bur­nunuzdan yavaş yavaş derin bir nefes alın ve ağzınızdan verin nefesinizi... Bunu en az 7 defa tekrarlayın. Her nefes alış ver­işte tüm dikkatinizi başınızın üstüne yöneltin. Başınıza kon­santre olun ve yanaklarınızı, göz kaslarınızı, alnınızı tamamen gevşetin...
Gözlerinizi objenizden ayırmadan, ona bakmaya devam edin. Eğer kristal küreyle çalışıyorsanız kürenin dış yüzeyine değil, tam ortasına bakışlarınızı yöneltin...
Normal nefes alış temponuza döndükten sonra gayet rahat ve sakin bir şekilde objenize konsantre olun. Kendinizi kasma-
108
"DURUGÖRÜ"
maya özen gösterin. Kendinizi serbest bırakın.
Bu andan itibaren, durugörü yeteneğinizin ortaya çıkması­na müsait bir ortamın içinde bulunduğunuzu bilin. İşte tam o anda daha önce belirlediğiniz bir anahtar sözcüğü üç kez tek­rarlayarak kürenizin içinde ya da kum diskinizde oluşmaya başlayacak imajları beklemeye başlayın. Bu anahtar sözcük ça­lışmalarınız ilerledikçe şuraltınıza post ipnotik bir telkin yapa­cağı için, belli bir süre sonra bu sözcüğü söyler söylemez, imajlar kendiliğinden belirmeye başlayacaktır. Bu sözcüğün yararını çalışmalarınız ilerledikçe daha çok göreceksiniz.
Bu anahtar sözcük: "Durugöriim çalışmaya başlıyor..." gibi bir cümle de olabilir...
Bir süre sonra bakışlarınızı yönlendirdiğiniz objeniz fülu-laşarak gözünüzün önünden silikleşip kaybolacaktır. Sonra yeniden tüm netliğiyie ortaya çıkacaktır. Bu durum birkaç kez yaşanabilir. Bu sırada alnınızın çevresinde sanki sıkı bir bant varmışcasına bir duyguya kapılabilirsiniz. Ayrıca iki kaşınızın birleştiği nokta ile burun kökünüzün alnınızla birleştiği bölüm­lerde gıdıklanmaya benzer bir kaşıntı hissi de duyabilirsiniz...
Objeninizin gözünüzün önünden kaybolup yeniden be­lirmesi, göz merceklerinin dikkatini belli bir noktaya topla­masını kontrol eden kasların yorumlmasından dolayıdır.
İlk denemelerinizde yaşadıklarınız bunlardan ibaretse, hiç bir imaj göremiyorum diye cesaretsizliğe kapılmayın. Unutma­yın ki, İstanbul bir günde fethedilmedi...
Eğer sabır gösterirseniz, çalışmalarınız ilerledikçe diğer belirtiler de ortaya çıkacaktır. Örneğin, baktığınız objenizin ya­vaş yavaş gri bir sis tabakasıyla bulutlanmaya başlayabilir.... Söz konusu bulutlanma olayı iyice yoğunlaşarak tüm objenizi kaplayacaktır... Sonra bu sis ve bulut tabakası dağılmaya ve küçük bulutlar halinde dönmeye başlayacaktır. Bu arada parlak ışıklar ve kıvılcımlar objenizde görünmeye de başlayabilir.
109



Bu gelişmeler karşısında heyecanlanarak dikkatinizi dağıt­mayın ve konsantrasyonunuzu bozmayın. Eğer bunu başarabi­lir ve zihninizi sakin tutmayı sürdürebilirseniz, bu durumda objenizin üzerindeki görüntüler artacaktır. Parlak renkli man­zaraların parça parça görüntüleri ciddi ya da neşeli insan yüz­leri, ağaçlar, evler gibi çok çeşitli görüntüler belirmeye başla­yabilir. İlk başlarda bu görüntülerin uzun süre kalamadıklarına şahit olacaksınız. Bu görüntüler, uykuya giriş ve uykudan uyanış sırasında görülen rüya öncesi imajların akrabasıdır. Şimdi bunları siz uyanık bir zihinle görmektesiniz...
Bu aşamaya kadar gelebildiyseniz önemli bir mesafe kat ettiniz demektir. Sizde artık durugörünün, "basit durugörü" de­nilen aşamasının çalışmaya başladığını söyleyebiliriz. Zihnini­zi sakin ve gevşemiş tutarak objenize konsantre olmanın usta­lığını deneylerinizle bizzat kendiniz, her geçen gün biraz daha iyi keşfedeceksiniz. Bu ilk başta size oldukça zor görünüyor­du... Buna rağmen yine de zaman zaman benzer sorunlarla kar­şılaşabilirsiniz. Bazen görüntüleriniz bir anlık heyecanlanma­nızdan dolayı kesilmeye devam edebilir. Ya da bir gün önce ra­hatlıkla bazı imajlar görürken, bir gün sonra hiç bir şey göre-meyebilirsiniz. Bu, o günkü biyoritmlerinizden, fiziksel ya da psikolojik durumunuzdan kaynaklanıyor olabilir. Ancak tec­rübeniz arttıkça bu istenmeyen durumlarla daha kolay başede-
bileceksiniz...
Buraya kadarki çalışmalarınız sırasında gördüğünüz imaj­ların size hernagi bir bilgi ya da mesaj aktarıp aktarmadığını tahlil etmenizi sizden istemedik. Bu nedenle siz de bu aşamaya kadar yapacağınız deneysel çalışmalarınızda gördüğünüz imaj­ların ne anlama geldiği üzerinde durmayın. İlk başta sizden is­tenen basit durugörü yeteneğinizi ortaya çıkartmaktır. Mekan içinde durugörü ve zaman içinde durugörü aşamalarına geçme­niz için yapmanız gereken başka çalışmalar ve almanız gereken bir takım önlemler bulunmaktadır.
110
"DURUGORU"
KONTROLÜN ELE ALINMASI
Basit Durugörü yeteneğinizin sizde işlerlik kazanması için önerilen egzersizleri yapmakla kapalı olan bir kanalı açmış olacaksınız. Eğer bunu yaparsanız hemen ardından almanız ge­reken bazı tedbirler vardır. Bu tedbirleri almayan hatta bu ted­birlerin alınması gerektiğini bile bilmeyen çok sayıda kişi bu­lunmaktadır. Bu kişilerin birçoğunda durugörü yeteneği hiç bir özel çalışma yapmadan kendiliğinden açılmıştır. Bazıları ise yarım bilgilerle birşeyler yapmaya çalışmış "yarı eğitilmiş" durugörürlerdir. Bunlar esen rüzgarın merhametine kalmış çevrelerinden gelen hertürlü pozitif ve negatif tesirlere karşı hiç bir kontrol mekanizması geliştirememiş olan kişilerdir.
Sevgili okuyucularımız, durugörü yeteneğinizin ortaya çıkartılabilmesi için belli bir süre bazı imajların görülmesi için çalışılır. Ancak bu sağlandıktan sonra, bu imajları görmemek için ayrı bir çalışma daha yapılması gerekir.
Şimdi bu da ne demek? Birkaç imaj görmek için bu kadar uğraş dur... Sonra da bu imajları görmemeye çalış... Evet... "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu..." diyebilirsiniz ama öyle değil...
Bu sözlerden amaç, kontrolün ele alınmasıdır. Yani istedi­ğiniz zaman imaj görüp, istemediğiniz zaman görmemek perensibidir. Yolda yürürken, otobüste, araba kullanırken ya da bir vitrinin camına bakarken imajlar görmeye başlayan pekçok kişi vardır. Böyle bir duruma sebebiyet vermemek için kontro­lün sizin elinizde bulunması gerekir.
Kontrolü nasıl sağlayacaksınız?
Bu son derece kolaydır. Yapacağınız tek şey: Durugörü egzersizleri sırasında imajlar görmeye başladıktan belli bir süre sonra; kendi iradenizle çalışmayı şimdilik bitirdiğinizi söyleyerek psişik yeteneğinizi kapatmaktır. Bunu söyledikten

111



sonra fiziksel dünya faaliyetleriyle ilgilenin. O sırada ya da başka bir zaman diliminde isteğinizin dışında bazı imajlar görmeye başlarsanız hemen dikkatinizi başka bir şeye yön­lendirin. Bu hemen yapılmalıdır. Yani isteğinizin haricinde bazı imajlar daha ortaya çıkar çıkmaz buna bir set çekmek gerekir. İmajlar iyice sizi kaplarsa onları kapamak zor olabilir. Tekrar ediyorum: Amaç siz istediğiniz zaman imajlar görmek­tir. Kontrol mutlak surette sizin elinizde bulunmalıdır.
Bu kontrol mekanizmasını kurmanızda size en fazla yardımcı olacak etkenlerden bir diğeri de, kendi kendinize gevşeme halindeyken vereceğiniz telkinlerdir. Bu telkinler arasında, sadece sizi büyük bir tehlikeden korumak amacıyla size mesaj ileten imajların, sizin isteğiniz dışında da şuurunuza yansımasına izin verebileceğinizi söyleyen bazı parap-sikologlar bulunmaktaysa da, biz yine de en küçük bir riske atılmamanız için, tüm kontrolün sizin elinizde bulunmasından yanayız.
Durugörü çalışmalarında kullanacağınız anahtar sözcük size bu alanda da büyük bir kolaylık sağlayacak ve o sözcüğü söylemeden imaj görmeye bağlayamayacaksınız.
Psişik gücünüzün ortaya çıkartılmasında nasıl ki kendinizi kesinlikle kasmayın ve sıkmayın dediysek kontrolün ele alın­masında da aynı şeyleri söylemek durumundayız. Kontrolün ele alınması sizde kendinizi zorlamaya dönüşmemelidir. Tek bir cümleyle özetleyecek olursak; ihtiyacınız olan en önemli faktörler irade, istek, konsantrasyon, telkin ve bütün bunlara bağlı olarak düşüncelerinizi yönlendirmektir.
Kontrolün ele alınması konusunda son bir kaç uyarı­mız daha olacak...
Durugörü çalışmalarınızı 30 dakika ile sınırlamayı alış­kanlık haline getirin... Bu sürenin sonunda ne meydana geli­yorsa gelsin mutlaka durmalısınız. Şuuraltınızı verdiğiniz emirlere itaat etmesi için kendi kendine telkin ve konsantras-

112
" DURUGÖRÜ"
yon çalışmalarıyla önceden eğitmiş olmalısınız.
Belli bir çalışmadan sonra ortaya çıkmaya başlayacak olan yeteneğinizin gelişmeye başladığından kimseye söz etmeyin... Bu sırrı içinizde saklayın... Ve asla kendinizi diğer insanlardan üstün görme gibi bir gidişe kaptırmayın... Belki şu anda böyle bir sözün size söylenmiş olması bile gereksizmiş gibi görünebilir ama durugörüsü son derece gelişmiş birçok kişinin büyük bir egoistçe tutum içine girebildikleri de ayrı bir gerçek­tir. Siz bende böyle bir şey olmaz diyorsanız da, yine de dikkatli olmanızı hatırlatmakta yarar görüyorum... Aksi takdirde negatif enerjileri bünyenize çekmeye başlayacağınız­dan dolayı, istenmeyen sonuçlarla karşılaşabilirsiniz...
Yapılan araştırmalar, deneyler ve istatistikler göstermiştir ki, pisişik yetenekleri yeni yeni gelişmeye başlayan kişilerde; geçici sinirlilik, ani coşkulara ya da derin üzüntülere kapılmak gibi bazı heyecansal duygu halleri görülebilmektedir. Bu bir yere kadar normaldir. Duyarlılığınızın artması ve buna bağlı olarak da çevrenizden gelen negatif enerjileri anında farketme-nizden doğan bir tepkidir bu... Ancak bu konuda da kontrolü elinizde tutmak zorundasınız. Zaten bu durum geçicidir ve bel­li bir süre sonra psişik güçlerinizin gelişmesine uyum sağlama­ya başlayacaksınız.
Alçak gönüllüğü kesinlikle elden bırakmamak ve ruhsal olgunluğunuzu psişik gelişmenizle orantılı bir şekilde yürüt­mek en önemli amaçlarınızdan biri olmalıdır... Amacınız sadece ruhsal güçlerinizi geliştirmek olduğu müddetçe, arzu edilen dengeyi hiç bir zaman kuramazsınız.
Şu deyişi hiç unutmayın:
"Psişik gelişmede her adım için, ahlaki gelişmede iki adım atın."
Başka söze gerek var mı?...
Bu maddeyle ilgili sanırım başka söze gerek yok ama


113



uyulması gereken temel prensiplerle ilgili son bir nokta daha var:
Durugörü egzersizlerine ilk başladığınız günden itibaren tüm çalışmalarınızı, meydana gelen gelişmeleri, yaşadığınız tecrübeleri, o günününüzü nasıl geçirdiğinizi, duygusal olarak kendinizi nasıl hissettiğinizi, kendi kendinize verdiğiniz telkin­leri kısacası her şeyi sanki günlük tutuyormuş gibi baştan sona not ediniz. Başarıları ve başarısızlıklarınızın sebeplerini bu şekilde çok daha iyi tahlil edebilirsiniz. Aynı zamanda bu işlem sizde belli bir çalışma disiplinini de beraberinde getire­cektir...
GÖZLERİNİZİ KAPAYIN... GÖRÜNMEYEN GÖZLERİNİZİ AÇIN...
Durugörü çalışmalarında fiziki gözlerin hiç bir etkisi yok­tur. Görülen tüm imajlar duyular dışı bir algılama ile farkedümektedir. Bu nedenle durugörü yeteneğiniz çalışmaya başladıktan sonra gözlerinizin açık ya da kapalı olmasının hiç bir önemi yoktur.
Gözlerinizin açık ya da kapalı olması sadece uyguladığınız teknikle ilgili bir ayrıntıdır. Genellikle pratik durugörü tekniklerinde uygulanan yöntem, gözlerin açık olduğu ve az önce sizlere aktarmaya çalıştığımız bir objeye konsantre olma metodudur. Eğer bu metot size uygun gelmiyorsa gözlerinizin kapalı tutulduğu teknikler de vardır. Bu metotda fiziki göz­lerinizi kapatıp, görünmeyen gözlerinizi açacaksınız... Şimdi bu metodu görelim... Siz kendinize bu metotlardan hangisi uy­gun görüyorsanız onu seçebilirsiniz...
Aşağıdaki teknik tamamen kendi kendinize yapacağınız telkinlere dayanır... Aşağıdaki sözleri kendi kendinize içiniz­den telkin edebileceğiniz gibi, daha önce hazırladığınız bir
114
"DURUGÖRÜ"
teyp kasedinden de yararlanarak kendinize dinletebilirsiniz...
Gözlerinizin kapalı olduğu bu tekniği uygulayabilmek için yatağınıza uzanın ve nefes alma tekniklerini de kullanarak de­rin bir şekilde gevşeyin...
"Zihninizi tamamen boşaltın... Zihninizi biraz sonra çıka­cak görüntülere kaydırın... Zihninizin derinliklerinden, karan­lıklar içinden çıkacak olan ışığı düşünün... Sadece ışığa kon­santre olun... Kendinizi asla zorlamayın... İlk denemelerde gö-remeseniz bile zaman içinde kendi kendinize telkin ettiğiniz tüm imajları rahatlıkla görebileceksiniz... Acele etmeyin... Kendinizi serbest bırakın... Birazdan karşınızda ışığı görecek­siniz... Önce hafif bir dumana bakıyormuş gibi bir his duya­caksınız... Yoğun ve kuvvetle aydınlatılmış bu dumana bakın... Dumanı izlerken gittikçe zayıfladığını hissedeceksiniz... Yavaş yavaş kaybolacak... Kaybolurken siz o dumanın içinden çok sevdiğiniz bir yeri göreceksiniz... Belki de evinizin çok sevdiğiniz ya da kendinizi rahat hissettiğiniz bir bölümü... Du­manın içine bakın... Birazdan dağılıp gidecek ve sizin sevdiğiniz yer ortaya çıkacak... Onu gittikçe daha net olarak göreceksiniz... Duman kalkıyor... Ve siz birazdan orayı açık o-larak göreceksiniz... Oraya bakın... Bakın oraya... Bütün dikkatiniz o hayale yönelmiş olsun... Bütün dikkatiniz o hayale yöneldi... Görüntünün kesinleşmesini ve berraklaşmasını bek­leyiniz... Kendinizi serbest bırakın... Gevşeyin... Daha çok gevşeyin...Görüntü gittikçe daha berraklaşıyor... Görüntüyü iz­liyorsunuz... Görüntü kaybolabilir... Telaşlanmayın... Yeniden ortaya çıkacaktır. Dikkatinizi o görüntüye yönlendirin... Onu tekrar görüyorsunuz... Onu izleyin... Şimdi de görüntünün için­den bir çiçek çıkmasını isteyin... Bunu düşünün... Çiçek karşınızda beliriyor... Bütün dikkatinizi bu görüntüye yön­lendirin... Bütün dikkatiniz bu çiçek üzerinde... Dikkatinizi her ayrıntısı üzerinde tutunuz... Rengine dikkatle bakın... Şimdi başka bir renk seçin... Çiçek sizin seçtiğiniz bu renge
115

bürünecek... Renk değişimi düzenli olacak... Çok yavaş bir şe­kilde gelişecek... Aradaki bütün renklerden geçip sizin tercih ettiğinize yaklaşacak... Sonunda çiçeği sizin tercih ettiğiniz renkte görene kadar dikkatle çiçeğe bakın... Zihniniz bomboş... Siz bütün dikkatinizi incelemekte olduğunuz görüntüye yönlen­diriyorsunuz... Görüntü iyice netleşti... Çiçeğin kokusunu bile hissedebiliyorsunuz... Koklayın... Bu koku sizi daha da gevşeti­yor... Zihniniz bomboş... Çiçeği son bir kez koklayın ve bırakın gitsin... Zihniniz bomboş... Görüntü kayboldu... Zihninizi yeni bir görüntüye hazırlayın..."
Sevgili okuyucularımız bu arada, önemli bir hatırlatmada bulunmak için küçük bir parantez açma ihtiyacı hissediyorum. İlk başlarda bu telkinlerinize karşılık alamasanız da çalış­manızı sanki imajları görüyormuş gibi sürdürün.Ya da siz baş­ka bir şey telkin ederken, zihninize başka bir görüntü de gelebilir. İlk başlarda o gelen görüntüyü belli bir süre izleyin. Ancak daha sonraları onu geri gönderin ve siz istediğiniz görüntüyü zihninizde canlandırın. Bu kontrolün elinizde tut­manız bakımından yararlıdır. Bu küçük hatırlatmadan sonra, biz tekrar çalışmamıza geri dönelim.
"... Şimdi de kendinizi televizyonunuzun karşısında düşünün... Daha önce seyrettiğiniz bir programı orada yeniden izleyebilirsiniz... Ekran tam karşınızda duruyor... Kendinizi onu seyrederken düşünün... Programın bir parçası az sonra ekranda belirmeye başlayacak... Tüm dikkatinizi ekrana yön­lendirdiniz... Onu seyrediyorsunuz... Sanki gerçekten ona bakıyormuşsunuz gibi son derece net görüntüler gelmeye başladı... Programı seyredin... Bekleyin... Program gittikçe netleşiyor... Bomboş bir zihinle görüntülere bakın... Aynı za­manda sesini de duyuyorsunuz... Hepsi çok canlı ve gerçek bir izlenim veriyor... Az sonra gözlerinizi açacaksınız... Şimdilik bu sakin ve hoş durumda kalın... Kaslarınızın gevşek duru­munu koruyun... Hafızanızın boşluğunu koruyun... Biraz sonra
116
"DURUGÖRÜ"
gevşeme halinden çıkmadan gözlerinizi açacaksınız... Sakin ve rahat durumunuzu koruyun... Evet... Şimdi yavaşça gözlerinizi açın... Ve ilgisiz bir seyirci gibi çevrenize bakın... İlgisizce bakın... Çevrenizdeki cisimlere bakın... Hepsinin çevresine ba­kın... Cisimlerin çevresinde renkli haleler göreceksiniz... Şayet renkleri açık olarak görüyorsanız bir sonraki cisme geçin... Bu deneyden çok memnunsunuz... Özellikle bazı cisimler çok renkli haleler çıkartıyor... Bu cisimlere geçin... Tekrar gözleri­nizi kapatın... Zihniniz bomboş... Vücudunuz gevşek... Bu harikulade bir gevşeme durumu... Uyanınca kendinizi tama­men yenilenmiş hissedeceksiniz... Biliyorsunuz ki alıştırmanın her tekrarı gevşemenize ve kolaylıkla düşüncelerinizi sakin­leştirmenize yardım edecek... Bu alıştırmanın her tekrarı git­tikçe daha kolay bir şekilde istenilen şuur durumuna girmenize vardım edecek... Ve duyu dışı algılamalarınız kolaylıkla gelişe­cektir... Her zaman düşüncelerinizi kontrol edebileceksiniz... Görüntülere hakim olacak ve durugörü algılamanızı geliştire­ceksiniz... Görüntüler denetiminiz altında olacak... Sadece görmek istediğiniz görüntüler belirecek... Düşünceleriniz vapıcı yararlı ve pozitif olacak... Yaşamınız mutlu verimli ve başarılı olacak... Az sonra yavaş yavaş bu gevşemiş şuur duru­munu terketmeye başlayacak ve normal şuurunuza geri döneceksiniz... Bunun için kendinizi hazırlayın... Gittikçe gevşeme şuurundandan çıkıyorsunuz... Normal uyanık halinize dönünce yenilenmiş olduğunuz, iyimser olduğunuzu ve yeni bir enerjiyle dolu olduğunuzu hissedeceksiniz... Normal şuurunuza geri dönüyorsunuz... Ellerinizi, ayaklarınızı ve başınızı oynatın ve kendinizi gerin... Tamamen uyandınız... Son bir kez ger­inerek gözlerinizi açın..."
KAHİNLİK VE DURUGÖRÜ
Yukarıda aktarılan metotlarla yapacağınız pratik uygula-
117


malar sizde belli bir süre sonra basit durugörü yeteneğinizin işlemeye başlamasına imkan sağlayacaktır.
Şu ana kadar görmüş olduğunuz imajların büyük bir bölümü sizin şuuraltınızdan kaynaklanan ya da sizin iradeniz sonucu sizin düşüncelerinizin sonucu ortaya çıkan görüntüler­di... Ancak psişik vizyonunuzu mükemmelleştirmek için hiç bir zaman çaba göstermekten vazgeçmemek gerektiğini unut­mayınız. Henüz keşfedilmeyi bekleyen sınırsız derinlikler ve imkanlar sizi beklemektedir. Bu araştırma alanında son yok­tur...
Çalışmalarınız ilerledikçe mekan içinde duaıgörü ve hatta zaman içinde durugörü yetenekleriniz de gelişmeye başlaya­caktır. Eğer böyle bir ideale ulaşmayı hedeflediyseniz, ya­pacağınız tek şey muntazam ve düzenli olarak çalışmalara de­vam etmektir. Bu aşamalara gelebilmek ve bu aşamaları kalıcı halde tutabilmek için mutlak surette egonuza hakim olmanız şarttır. Eğer bunu başaramazsanız mekan içinde durugörü ya da zaman içinde durugörü yeteneğine ulaşsanız bile bu yeteneğinizi uzun bir süre elinizde tutamazsınız.
Merak etmeyin gelip de biri bu yeteneği sizin elinizden alamaz... Ancak onu siz onu elinizde tutamazsınız. Şahsen 19 yıllık araştırmalarını süresince; egosunun büyümesine ve ego­istçe bir tutum içine girmekten kendisini koruyamadıkları için, çok sayıda ileri seviyelere ulaşabilmiş durugörü medyomunun bu yeteneklerini kısa bir süre sonra kaybettiklerine şahit olmu­şumdur. Dünya üzerinde de bunun sayısız örnekleri vardır...
Durugörü yeteneğinin en son aşaması geçmiş ve gelecek­ten bilgiler alabilmektir ki. buna zaman içinde durugörü adıl verildiğini başta söylemiştik. Gelecekten bilgiler alabilmek dc-P inek gelecekte olacak tüm olayları noktasına virgülüne öğren-' inek demek değildir. Gelecekten bilgi almak gelecekte mey­dana çıkacak olan sadece bazı belirli olaylar hakkında bilgile! alabilmek demektir. Durugörü medyonuı daha çok hangi alan-
118
"DURUGÖRÜ"
larda merak sahibiyse ya da daha çok hangi alanlara karşı ilgi duyuyorsa o konularla ilgili bilgiler alabilir.
Kehanet yeteneğine sahip olmak demek aslında zaman içinde durugörü yeteneğine sahip olmak demektir. Bu açıkla­madan hareket ederek, dünya üzerinde ortaya çıkan bilinen ya da bilinmeyen tüm kahinler bu yeteneğe sahip kişilerdi diye­biliriz. Bunların içinden en tanınmışı şüphesiz ki Nos-tradamus'dur. Eğer onun hayatını konu alan filmi izlediyseniz, kendisinin durugörü yeteneğinin nasıl çalıştığını ve gelecekte ortaya çıkacak bazı olayları sanki televizyon ekranından seyre-dermişcesine nasıl izlediğini görmüşsünüzdür. Ancak hemen i-fade etmeliyim ki, bu derecede ileri seviyeli bir durugöriiye sahip olmak hiç de kolay değildir. Belli bir ruhsal olgunluk ve büyük bir sorumluluk ister... Nostradamus kendisine düşen bu sorumluluğu son derece büyük bir alçak gönüllülükle yerine getirmiş ve gelecekle ilgili almış olduğu tüm bilgilerini açık bir şekilde değil şifrelendirerek geleceğe emanet etmiştir. Bir başkası olsa böbürlene böbürlene bunları aktarmaya kalkabilir­di.
Yine konu açıldığı için hatırlatmadan geçmek istemiyo­rum, eski Sufi Geleneği'nde de bu prensip aynen uygulanırdı. Durugörüsü gelişen hiç bir Sufi gelecekle ilgili aldığı bir bil­giyi açık bir şekilde değil, üstü örtülü bir şekilde vermeye aşırı bir özen gösterirdi.
Bu yolun edebi budur... Bu edebe uyamayacak olanlara bu yolun kapısı uzun süre açılmaz...
İşte bu nedenle, size yaptığınız çalışmalardan ve elde et­liğiniz gelişmelerden kimseye söz etmeyin demiştik...
Geçtiğimiz günlerde "Bay Turnike" programına katılan ve kendisini yakından tanıdığım ve kendisine çok saygı duy­duğum bir büyüğüm olan Cenk Koray, küreler içindeki dolu karılan gözlerini kapatarak bir kerede bilmişti... Hem de önce hoşlan sonra da doluları söylemişti. Seyredenleriniz hatırlaya-
119



caklardır. Güner Ümit buna çok şaşırmış ve Cenk Koray'a bunu nasıl yaptığını sormuştu... İşte o anda Cenk Koray'ın hali, tavrı ve verdiği cevap az önce sözünü ettiğim tam bir alçak gönüllülük ifadesiydi: "Gözlerimi kapattım gördüm..." diyerek kendisindeki durugörü yeteneğini telaffuz bile etmeden soruyu geçiştirmiş ve kendisindeki bu yeteneği nor­mal, basit bir olaymış gibi göstermeye aşırı bir özen göster­miştir. Bu konuları çok iyi bilen Cenk Koray yerine Esin Üzer orada böyle bir şey yapabilseydi neler olurdu hiç düşünebiliyor musunuz? İşte bu yüzden Esin Üzer gibiler değil, Cenk Koray gibi kendisine ve insanlara saygısı olan kişiler bu tür örnekleri insanlara gösterebiliyorlar...
Cenk Koray'ın mütevaziliğinin hepimize örnek olmasını dilerim...
İLERİ TEKNİKLER
Rahatlıkla birtakım imajlar görmeyi başardıktan ve bu i-majlar üzerinde kontrol sağlayabildikten sonra artık ileri tekniklere geçebilirsiniz. Bu ileri tekniklerden amaç, sizdeki mekan içinde ve zaman içindeki durugörü yeteneğini ortaya çıkartabilmektir.
Şimdi bunun nasıl gerçekleştirilebileceğini görelim:
Çalışmalarınızı not ettiğiniz defterinizde artık yeni bir say­fa açıyorsunuz... Bu yeni sayfanın üstüne "kehanet çalış­maları" yazınız... Ve her çalışmanızı ayrıntılarıyla not etmeye devam ediniz.
Bu çalışmayı ister gözleriniz kapalı uzanmış bir şekilde is­terseniz kristal kürenize, kum diskinize ya da içi su veya siyah mürekkep koyduğunuz kabınıza konsantre olarak yapa­bilirsiniz.
Tercihinizi yaptıktan sonra derin gevşeme halini

120
"DURUGÖRÜ"
sağlayınız. Derin gevşeme halinin sağlanmasından sonra farklı bir uygulamaya girişeceksiniz. Şuuraltınızda rakamlarla, za­man arasında bir özdeşlik kuracaksınız... Şuuraltınız birkaç çalışmadan sonra bu programa kendisini uyarlayacaktır...
Zihninizde bir zaman reostası yapacaksınız... Reostanın düğmesini zihniniz, mekanizmasının işlemesini ise şuuraltınız düzenleyecektir...
Konuyu biraz açalım...
"0" içinde bulunduğunuz anı ifade edecek. "0"dan geriye doğru gitttiğinizde zamanda da geriye doğru zihniniz kaymaya başlayacak. Bunu sadece düşüncelerinizi konsantre ederek gerçekleştireceksiniz. Siz düşüncelerinizi buna yönlendire­ceksiniz... Bundan sonrasını şuuraltınız programlayacaktır... Eğer o ana kadar kendisinden istediğiniz bilgiler ona gelmemişse ki, bu gelecekle ilgili istekleriniz sonucunda oluşacaktır, işte o zaman şuuraltınız ihtiyacı olan bilgileri ken­di dışında arayacak, bulacak ve size taşıyacaktır. Bu inanılması son derece güç, olağanüstü bir mekanizmanın çalışmasıyla gerçekleşebilecek bir meseledir.
Peki bu pratikte nasıl uygulanacak? Derin gevşeme haline geçin demiştik... Ordan devam edelim...
Zihninizde yatay bir hayali çizginin varolduğunu düşle-yin... "0" rakkamı bu çizginin tam ortasında dursun... Ve bu hayali çizginin üzerinde, "0" rakkamının solunda ve sağında yan yana birbirine bağlı olarak duran sonsuz sayıda ekran bu­lunduğunu düşleyin... Derin gevşemeyi sağladıktan sonra bu ekranları gözünüzün önünde canlandırın... Ve kendi kendinize şu telkinde bulunun:
"Az sonra geçmişe ve geleceğe bir yolculuk yapacağım... Bunu yapabilmek için ekranlara konsantre olacağım... "0" rakkamının solundaki ekranları izlediğimde geçmişte yaşadığım veya başkalarının yaşadığı olayları izleyeceğim... "0" rakkamının sağındaki ekranlar ise bana gelecekte yaşana-


121

cak olayları gösterecek... ihtiyacım olan bilgileri şuuraltım ba­na sağlayacak... Çalışmalarım ilerledikçe bunu çok daha kolay gerçekleştireceğim..."
İlk denemeleriniz şuurunuzun derinliklerine doğru ol­malıdır. Yani sizin daha önce yaşadığınız olaylardan birini yeniden izlemeyi istemelisiniz. Bunun için konsantre olun, gevşeyin ve tam karşınızda bulunan ekranlarda sol tarafa doğru gitmeye başlayın. Teker teker ekranları geçin. Bu geçişler gayet yavaş olsun. Sola doğru yirmiye kadar sayarak teker teker 20 ekranın önünden geçtiğinizi düşleyin. Yirminci ekranın önüne geldiğinizde gözünüzün önünde duran ekrana yönelin. Gayet rahat ve sakin olun... Ekranı kendinizi hiç zor­lamadan izlemeye başlayın. Önce ekranın aydınlandığını ve sonrada sisler içinden bir takım görüntülerin çıktığını farkede-ceksiniz. Önce görüntülerin ne olduklarını anlamaya çalış­madan kayıtsızca izleyin... Görüntüler iyice canlandığında bu imajların daha önce yaşadığınız ne tür bir olaya ait olduğunu, ve ne zaman gerçekleştiğini anlamaya çalışın... Ancak bunu yaparken fazla mantık yürütmemeye özen gösterin... Çünkü aşırı mantık yürütmek sizi gevşeme halinden uzaklaştıracaktır. Bu egzersizleri rahatlıkla yapabilir bir hale gelince artık çalışmalarınızı bir adım daha öteye götürebilirsiniz...
Sıra gelecekle ilgili ekranları okumaya geldi... Bunu da aynı teknikle yapacaksınız. Ancak bu sefer "0" rakkamının solundaki değil, sağındaki ekranları gözlemleyeceksiniz. Za­manın gerilerine değil, zamanın ilerilerine doğru bir yolculuğa çıkacaksınız. Bu yeni duruma kendinizi konsantre edin. Lazım gelen tüm bilgilerin şuurualtınız tarafından bulunarak size iletileceğinden emin olunuz. Ve bunu şuuraltınıza pekçok kez çalışmaya başlamadan önce telkin edin... "0" rakkamından sağ tarafa doğru ekranları teker teker sayarak ilerlerken geleceğe süzülen bir yaprağın üzerinde olduğunuzu düşünün. İsterseniz sihirli bir halının üzerinde uçtuğunuzu da imajine edebilirsiniz.
122
"DURUGÖRÜ"
Olayların henüz nesnelleşmediği bir zamana doğru hareket et­mek istediğinizi kendi kendinize belirtmeniz çok önemlidir. Böylelikle şuuraltınız bundan haberder olacaktır. Teker teker sayarak ekranların önünden geçerken geleceğe yolculuk yap­tığınızın ve birazdan gelecekteki bir tarihte meydana gelecek bir olay hakkında bilgi alacağınızın şuurunda olun... Bu havayı yaşayın... Ekranları her sayışınızda biraz daha gevşeyerek ge­leceğe uzanın... Önünde duracağınız ekran size en doğru bil­giyi verecektir. İlk denemelerinizde yirminci ekranın önünde durun... Yakın bir gelecekte ortaya çıkacak bir olayın kısa bir bölümünü size gösterebilecek olan ekranın önündesiniz... Ekranda görüntünün belirmesi için bekleyin. Zihninize bir şeyler doğması için çaba göstermeden sessizce bekleyin. Sanki gerçek hayatta o günün haberlerini televizyondan izlermişce-sine önünüzdeki ekrana dikkatinizi yönlendirin. Az sonra gele­cekten haberler verecek olan ekranınızda bir takım görüntüler ortaya çıkacaktır. Bunları dikkatle takip edin. Şuuraltınız gerekli olan bilgileri toparlayabilecektir. Ancak ona biraz za­man tanıyın. Onun bu yeni duruma akort olabilmesi için çalış­malarınızı disiplinli bir şekilde sürdürün. Bu sizdeki saklı bir yeteneğin geliştirilmesi için yapılan mucizevi bir eğitim çalış­masıdır...
Çalışmanız bittiğinde görmüş olduğunuz görüntüleri tüm ayrıntısıyla not edin ve görüntülerin size nasıl bir şey anlat­tığını yorumlamaya çalışın. Gördüğünüz olayların hangi tarihte gerçekleşeceğini ya da gerçekleşmeyeceğini mutlaka takip edin.
Geçmişe veya geleceğe doğru uzandığınız bu çalışmalarda zihininizde canlandırdığınız ekranlarınızın herbirinin 1 güne karşılık geldiğini varsayın ve bunu çalışmadan önce ya­nacağınız «evseme egzersizleri sırasında kendi kendinize telkin ediniz.... Aynı şekilde bu düşüncenizi çalışmanız sırasın­da içinizden zaman zaman tekrarlayın. Şuuraltınıza bunu

123



bildirin... Böylelikle geçmiş veya gelecekle ilgili ekrandan gördüğünüz bilgilerin hangi tarihe denk geldiğini daha kolay testedebilirsiniz. Unutmayın her ekran 1 güne karşılık gele­cek...
İlk denemelerinizde teker teker sayarak ilerlemek kaydıyla en fazla 40 - 50 ekran ilerisine ya da gerisine kadar gidin. Da­ha sonraları yüzlerce hatta binlerce ekran ileriye ya da geriye kadar gidebilirsiniz.
Bu metodu kullanarak gelecekten bilgiler alan birçok du-rugörü medyomu bulunduğu gibi, geçmişe hatta geçmiş yaşamlarına kadar gidebilen durugörü medyomlarının geçmiş yaşamlarıyla ilgili çok önemli bilgilere ulaştığını unutmayın... Bu insana büyük bir keyif veren ve insanı neşelendiren bir çalışmadır... Siz de çok güzel sonuçlara ulaşabilirsiniz... Yeter ki sabırla çalışmalarınızı sürdürün...
Yukarıdaki çalışmalarda tam başarı sağlayıncaya kadar iki günde bir ve mümkünse aynı saatte bu metotları 30 dakika süreyle uygulayabilirsiniz. Yeteneğiniz hissedilir derecede geliştikten sonra temponuzu düşürün ve haftada iki veya üç çalışmadan fazlasını yapmayınız...
AURALARI GÖREBİLİRSİNİZ
Durugörü yeteneğiniz geliştikçe fiziksel gözlerinizin farklı şeyleri de görmeye başladığına şahit olabilirsiniz. Cansız cisimlerin çevrelerine verdikleri bir ışınım vardır. Bunları görebilirsiniz. Ama asıl önemli olan, bitkilerin, hayvanların ve insanların çevrelerindeki biyoenerjetik alanı yani auraları da görmeye başlayabilirsiniz.
Her insanın vücudundan yarım metre ile birkaç metreye kadar çıkabilen biyoenerjetik yayılım vardır. Bu enerji yayılı-mı, insanın başından ayaklarına kadar tüm vücudu bir yumurta
124
"DURUGÖRÜ"
gibi kapsar... Her insanın bu biyoenerjetik alanı onun ruhsal ol­gunluk seviyesiyle bağlantılı bir titreşimsel özelliğe sahiptir. Ruhsal olgunluk arttıkça vücudumuzdan yayılan bu enerjinin kalitesi de yükselmektedir. Durugörü medyomlan bu farkı der­hal hissederler. Çünkü bu enerjetik alan farklı renklerde ışı­nımlarla kendisini durugörü medyomlarına hissettirir. Örneğin, sinirlerine hakim olamayan, asabi ve egoist kişilerde bu enerji­nin ışıması kırmızı renklerde görünürken, tam tersi yapıya sa­hip; kendine güvenli sakin ve ruhsal anlamda daha olgun kişi­lerde ve özellikle de egosal saplantılarını yenebilmiş kişilerde auraları mavi ve menekşe moruna yakın renklere dönüşür... Ruhsal olgunluk arttıkça özellikle baş hizasında bu enerjiler al­tın sarısına dönüşür ve büyük bir parlaklıkla ışımaya başlarlar. Eski dönemlerde yapılmış bir takım azizlerin ya da peygam­berlerin başlarının hemen üstündeki altın rengindeki hale bu­nun ifadesidir... Bu enerjetik alanları durugörü medyomları ra­hatlıkla görebilirler...
Auraları görmek için uygulayabileceğiniz pratik bir metot vardır:
Işığı karartılmış loş bir odada büyükçene bir aynanın önüne geçerek hafifçe gevşeyin ve gözlerinizi başınızın üstüne odaklayın. Gözlerinizi hafif kısın ve sabırla hep aynı noktaya bakın... Belli bir süre sonra, ilk başta sise benzeyen bu enerji­leri görmeye başlayabilirsiniz. Aynı denemenin bir benzerini ellerinizi açıp siyah bir zemin üstünde parmaklarınıza ve par­mak aralarınıza da konsantre olarak da yapabilirsiniz.

1 yorum:



  1. Amateur porn videos sex amatör porno porn download sitelerinin en kaliteli olanları sadece burada

    YanıtlaSil

İzleyiciler